Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Home / Hemşirelik / Dahiliye Hastalıkları ve Hemşirelik Bakımı / Kalıtsal Hemokromatozis ve Hemşirelik Bakımı
kalıtsal hemokromatozis

Kalıtsal Hemokromatozis ve Hemşirelik Bakımı

Kalıtsal Hemokromatozis genetik kökenli bir hastalıktır. Normal de vücutta depolanması gereken demir miktarının anormal bir şekilde fazla emilmesi, vücuttan atılamaması ve depolanması sonucunda oluşur. Vücutta demirin aşırı olarak birikmesine bağlı olarak karaciğer, pankreas, kal p ve diğer endokrin organlar ve sistemlerde hasar meydana gelir.

Kalıtsal hemokromatozis belirtileri

  • Halsizlik
  • Yorgunluk
  • Karın ağrısı
  • Eklem ağrısı(artraji)
  • Kilo kaybı
  • Libido kaybı
  • Kardiyomiyopati
  • Kardiyak aritmi
  • Dispne
  • Ödem
  • Serum demir düzeyi ve transferrin saturasyonu % 60’dan daha fazladır.

Kalıtsal hemokromatozis nedenleri

Genetik geçişli bir hastalıktır. Bundan dolayı aile de hastalık mevcutsa bireylerin taşıma olasılığı daha fazla olmaktadır.

Kalıtsal hemokromatozis tanı ve tedavisi;

Tanısı;

  • Hastanın tıbbi ve ailesel geçmiş öyküsü, muayene bulguları, tahlil ve tedaviler ile tanı konulur.
  • En önemli laboratuvar bulgusu; serum demir düzeyi ve transferrin saturasyonunun %60’dan daha fazla olmasıdır.
  • Kesin tanı karaciğer biyopsisi ile konulur.

Tedavisi;

Tedavisinde çeşitli yöntemler yer almaktadır. Bunlar; terapötik filebotomi, demir kelasyon tedavisi, diyet değişiklikleri ve komplikasyonların tedavisidir.

Tedavilerdeki asıl amaç, demir miktarını normal sınırları içerisinde tutmak, demir fazlalığına bağlı olarak oluşabilecek organ hasarını önlemek, komplikasyonları önlemektir.

Kalıtsal hemokromatozis ve hemşirelik bakımı

  • Hastalar ile görüşülerek hastalığın neden oluştuğu, tedavi yöntemleri, ilaçlar hakkında genel bilgiler ile ilgili bilgilendirilme yapılır.
  • Sürekli bakımın önemi, tedavi sürecinde kontrollerini aksatmaması gerektiği konusunda hasta bilinçlendirilmeli ve tedaviye katılması için desteklenmelidir.
  • Bireyler de hastalığa bağlı olarak anksiyete, korku, depresyon gelişebilir, hasta yakından takip edilmeli ve duygusal konular hakkında destek olunmalı, yalnız olmadığını düşünmesi sağlanmalıdır.
  • İlerlemiş vakalarda hastaların yoğun tedavilere maruz kalması aktivitelerini gerçekleştirememelerine sebep olabilir. Bu sebepten dolayı hastaların kişisel yaşamalarında ve günlük aktivitelerini yerine getirebilmelerinde planlı ve etkili programlar düzenlenmelidir.
  • Hastalara uygun diyet programları ayarlanır.
  • Hasta ailesine ilerleyen durumlardaki belirtileri açıklanmalı ve belirtiler gözlemlenirse hekime başvurmaları gerektiği vurgulanmalıdır.
  • Hasta ve ailesine erken tanının önemli olduğu, ailedeki bireylere de tarama yapılması gerektiğinin yararlı olabileceği açıklanmalıdır.

                                                                                             YAĞMUR SEZGİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.