Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Home / Gebelik Ve Doğum / Gebelik / gebeliğin intrahepatik kolestazı
gebeliğin intrahepatik kolestazı

gebeliğin intrahepatik kolestazı

Fetal distres, erken doğum ve ölü doğum gibi riskleri olan, genetik olarak yatkın kişilerde, gebeliğin geç döneminde ortaya çıkan, şiddetli kaşıntı ile karakterize, reversibl kolestazın neden olduğu bir klinik tablodur. Diğer gebelik dermatozlarından farklı olarak kaşıntı ve kaşımaya bağlı ekskoriasyonlar eşlik eder.

Görülme Sıklığı

GİK’nın görülme sıklığı coğrafik bölgelere göre değişiklik göstermekle birlikte genel insidansın 1 /1.000 – 1 / 10.000 olduğu düşünülmektedir.

Oluşma Şekli

Gebeliğin intrahepatik kolestazı’nın etiyolojisi tam olarak bilinmemekle beraber hormonal, genetik, çevresel, mekanik ve muhtemelen beslenmeyle ilgili faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Hastalık sıklığının mevsimsel ve coğrafik bölgelere göre farklılık göstermesi, insektisitler, diyetteki bazı yağlar ve selenyum eksikliğinin hastalık oluşumunda etkili olduğu da bildirilmektedir.

Etyopatogenez tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte, maternal kan dolaşımından, safra asitlerini metabolize ve sekrete eden enterohepatik sistemde bozukluk nedeniyle, serum safra asit düzeylerinin artması sonucunda hastalığın ortaya çıktığı düşünülmektedir. Deride biriken safra tuzları annede şiddetli kaşıntıya yol açar. Annede ayrıca steatore nedeniyle nadiren K vitamini eksikliği görülebilir.

Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı Klinik Bulgular

Gebeliğin intrahepatik kolestazı, olguların %80’inde 30. haftadan sonra ortaya çıkmaktadır. Gebede şiddetli kaşıntı şikâyeti vardır. Primer deri lezyonu yoktur, genellikle palmoplantar bölgeden başlayıp ekstremitelere ve gövdeye yayılan şiddetli kaşıntı söz konusudur. Başlangıçta kaşıntılar geceleri ve lokalize iken daha sonra tüm gün ve bütün vücudu kapsayabilir. Kaşıma nedeniyle, kutanöz lezyonlar ortaya çıkar. Lezyonların spektrumu hastalığın süresi ve şiddetine bağlı olarak, yüzeysel ekskoriasyondan, prurigo nodülarise kadar değişebilir. 1-4 hafta içinde olguların yaklaşık %10 ile 20’sinde sarılık ortaya çıkabilir. Hastalarda bulantı, kusma ve kilo kaybı gelişebilir. Birlikte görülebilecek diğer bulgular; koyu renkte idrar, açık renkli gaita, sağ üst kadranda ağrı, öksürük ve üriner enfeksiyondur (Shornick, 2003; Sehard ve Atkinson, 2001). gebeliğin intrahepatik kolestazılı kadınların bazılarında kaşıntı şikâyeti nedeniyle günlük yaşamlarının etkilendiğini ve uyku bozukluğu şikâyetleri yaşadıkları belirtilmiştir.

Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı Tanı

Klinik bulgular ve laboratuar testlerle konulur. Şüpheli vakalarda histopatolojik ve immunoflorasan değerlendirme için kan örnekleri ve deri biyopsisi yapılmalıdır. Serum safra asitlerinde, özellikle kolik asitte yemek sonrasında artış gebeliğin intrahepatik kolestazı için sensitif bir belirteçtir. Serum safra asit düzeyi 11 μmol/l üzerinde ise tanı pozitiftir. Ayırıcı tanı için viral hepatitler, hepatatoksik ilaçlara maruz kalma hikâyesi ve diğer kaşıntı nedenleri araştırılmalıdır.

Prognozu (Hastalığın Seyri)

Annenin prognozu genellikle iyidir. Doğumdan sonraki 24- 48 saat içinde semptomların büyük bir kısmı geriler. Sarılık doğum sonrası 1-2 hafta içinde iyileşmekle birlikte, safra tuzlarının normal seviyeye gerilemesi 2-4 haftayı bulabilir. Diğer gebeliklerde veya oral kontraseptif kullanımında genellikle tekrarlar. Sarılık ve vitamin K eksikliği olan kadında ve yenidoğanda intra ve postnatal kanama riski vardır. Gebelik kolestazı, fetal mortalite ve morbiditeyi etkiler. Fetüs için ciddi risk oluşturmaktadır. Fetal distres, erken doğum ve ölü doğum en önemli fetüs risklerdir. Gebeliğin intrahepatik kolestazı’da prematürite riski %19-60, intrapartal fetal distres %22-33 ve abortus %1-2’dir. Serum safra asid düzeyi özellikle 40 μmol/l üzerinde ise risk artar. Fetüs kaybedilmeden birkaç gün öncesine kadar non stres test (NST) normal olabilir. Fetal kayıpla genellikle 37. haftadan sonra karşılaşılır.

Fetal mortaliteye, %27 oranında amniyotik sıvıda mekonyum varlığının, %14 oranında fetal kalp atım hızında bozulmanın, %36 oranında preterm doğumun ve %22 oranında intrapartum asfiksinin neden olduğu bildirilmiştir.

Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı Tedavi

Tedavide amaç serum safra asid düzeyini azaltarak, gebeliği uzatmak ve anne bebek sağlığını korumaktır. S-adenosil-L-metionin, deksametazon ve kolestiramin tedavi amaçlı kullanılabilir. Bu ilaçların kullanımı fetal prognozu değiştirmemektedir. Kolestiramin yağ emilimini azalttığından K vitamini eksikliğine yol açabilmekte ve intra / postpartal kanama riski oluşturmaktadır. Bu nedenle vakalar obstetrisyenler, dermatologlar ve hemşireler tarafından izlenmelidir. Kaşıntıyı azaltmak için hastalara yumuşatıcı kremler, banyolar ve sabunlar önerilebilir. Hafif olgularda lokal tedavi ve ultraviole-B tedavisi kaşıntının giderilmesine faydalı olabilmektedir. Plasental yetmezlik nedeniyle hipoksi gelişebilir ve fetal kayıplar olabilir. Bu nedenle fetüs fetal monitörizasyon ile izlenmelidir. gebeliğin intrahepatik kolestazı’nın ağır seyrettiği vakalarda 36. gebelik haftasında indüksiyonla doğum eylemi gerçekleştirilmelidir.

Yrd.Doç.Dr. Özlem Can GÜRKAN
Marmara Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Fakültesi
Hemşirelik Bölümü
Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği AD

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.