Kadinvehastaliklari.com

Gebeliği önleyici yöntemleri kullanmak günah mıdır?

Son zamanlarda toplumumuzdaki bireyler arasında gebeliği önleyici (aile planlaması) yöntemlerin kullanımının dinen uygun olup olmadığı ile ilgili tartışmalı görüşler mevcuttur. Konu hakkında yaptığımız araştırmanın sonucunu bu yazımızda sizinle paylaşmak istiyoruz.

Gebeliği önleyici yöntemleri kullanmak günah mıdır?

Gebeliği Önleyici yöntemleri kullanmak günah mıdır?

İslam’da aile planlaması 20. Yüzyılın ikinci yarısı ile beraber çeşitli seminer, kongre ve konferanslarda tartışılmaya başlamıştır. 1971 yılında yapılan Rabat Konferansı, 1979 yılında Bencul Konferansı, 1982 yılında Dakar Konferansı, 1990 yılında ise Açe Kongresi ve Mogadişu Konferansları bu hedef doğrultusunda yapılan konferanslardır. Rabat Konferansında katılımcı olan İslam âlimlerinin çoğu, aile planlaması yolu ile nüfus kontrolünün İslam’a göre meşru olduğunu ve hatta mevcut şartlar altında bunun bir zaruret olduğu konusunda görüşlerini birleşmişlerdir.

Genel anlamda bu konferanslarda, aile planlaması uygulamaları kapsamında çıkan ortak görüş ise şu şekilde özetlenebilir;

  • Doğum yaptığı için annenin sağlığı tehlikeye düşecekse,
  • Kadın sık aralıklı doğumlara tahammül edemeyecek durumdaysa,
  • Kadın, çocuklarına geçebilecek bulaşıcı hastalık sahibi ise,
  • Çocuğuna süt emziren bir kadının hamilelikten korunması için,
  • Anne ve baba çocuklarını koruyamamaktan ve ihtiyaçlarını (beslenme, barınma, eğitim vb.) karşılayamamaktan şüphe ediyorlarsa, aile planlaması yöntemlerine başvurmalarında ve kullanmalarında bir sakınca yoktur.

İslam dini toplumun temel unsuru olarak aileyi gördüğünü ve eşlerin aileyi geliştirmek için büyük bir sorumlulukları bulunduğunu daima vurgulanmıştır. İslam hukuku aile ilişkilerini, aile bireylerinin huzur ve refahını gerçekleştirmeye yönelik olarak düzenlemeleri kapsamaktadır. Çocuklar toplumun geleceği olarak görüldüğü için özellikle çocuk hakları üzerinde de durulmuştur.

Tarihçiler, Hazreti Muhammed’in yaşadığı dönemde nüfus çok yoğun olmamasına rağmen, Hazreti Muhammed’in aile planlamasıyla ilgili söylemleri olduğuna dikkat çekmişlerdir. Hazreti Muhammed sahabelerinin, cinsel ilişki sırasında korunmalarına izin vermiştir. Burada ki amaç ne Allah’ın yarattıklarına rızık verme kudretinden şüphe duymak, ne kadere isyan, ne de tevekküle güvensizliktir.

İslam’ın bu yaklaşımı insanlık için bir sürpriz sayılmamalıdır. Zira İslam sadece bir ibadet dini olmamakla beraber, aynı zamanda bir kültür, medeniyet ve sosyal sistem olarak tanımlanabilir. Zorluktan ziyade kolaylık dini olan ve aynı zamanda kişiyi planlı olmaya teşvik eden İslam dininin aile planlamasını ele almaması beklenemezdi.

Çocuk sayısının belirlenmesinde İslam dini şu beş hususun dikkate alınmasını belirtir.

  • Eşlerin sağlığının ve fiziksel kapasitesinin yeterli olması.
  • Aileyi besleyebilecek ve çocukların geleceğini güvence altına alacak, onlara barınma imkânı sağlayabilecek ekonomik imkânların olması.
  • Çocuklara yeterli eğitim, dini bilgi, savunma ve spor imkânları verebilecek kültürel kapasitenin olması.
  • Çocukların beden ve zekâca gelişmeleri için zaman ayırabilme, ilgilenebilme kapasitesi.
  • Okul, sağlık, ev vb. hususlar için gerekli toplumsal imkânların varlığı.

Değişken toplumda sağlam bir aile kurmak amacıyla birçok genel hükümler ihtiva eden İslam dini, meşru olduğu zamanlarda aile planlamasının yapılabileceğine dair imkânlar da sunmaktadır. Eğer planlı çocuk yapmak ve çocuk sayısını sınırlamak anne sağlığını olumlu yönde etkileyecek ve babayı da mali açıdan zorluktan kurtaracaksa İslam buna sempatik bakar, karşı çıkmaz. Çünkü bu, Kuran’da veya hadisteki herhangi bir yasaklayıcı hükme aykırı değildir.

Çok doğurganlık; anne ve çocuk sağlığını tehdit ederse, baba için ekonomik ve sosyal sıkıntılara yol açarsa veya ebeveynin çocuklarını dini eğitim ve sosyal açılardan iyi bir şekilde yetiştirmelerini engellerse, bu tür zorlukları aşmak için doğurganlığın düzenlenmesine ve doğumun planlanmasına izin verilir.

İslam dini ve diğer bütün dinlerde olduğu gibi İslam’da mensuplarını çoğalmaya teşvik etmiştir; fakat insan niteliği meselesi göz ardı edilmemelidir. Nüfusun sayısal olarak artışından ziyade nitelikli insanların sayısının artırılmasını tercih eder.

İslam içerisinde yer alan farklı mezheplerde aile planlaması konusunda farklı görüşler yer almaktadır. Fıkıh kaynakları gözden geçirildiğinde ise hamileliği önlemeyi gerektiren birçok sebep tespit edilebilir. Bunların hemen hepsi geçmişte olduğu kadar günümüzde de önemlidir.

Çeşitli metinlerden derlenen bu sebepler ise şunlardır;

  • Genç yaşta veya sık aralıklarla hamileliğin tekrarlanmasıyla annenin maruz kalacağı sağlık riski.
  • Kadının halen hasta olması.
  • Karı-kocada mevcut olan hastalıkların çocuğa geçmesinden kaçınma.
  • Kocasının kendisinden hoşlanması ve sadakatini sürdürmesi için kadının güzelliğini ve vücut sağlığını korumak istemesi.
  • Maddi sıkıntıya maruz kalmaktan ve bu sıkıntıyı aşmak için meşru olmayan yollara başvurmaktan veya geçim için bitkin düşmekten kaçınma arzusu.
  • Küçük bir aile için daha çok mümkün olan iyi bir kültür ve dini eğitim verebilme düşüncesi.
  • Zamanın fesadı sebebiyle çocuğu iyi terbiye edememe endişesi.

Kaynak: Omran A. R. (1995) İslam Kültüründe Aile Planlaması Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara, s:83-256



BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ